Mağaralar
Yüzey ile bağlantısı bulunan ve gün ışığı alamayacak derinliklere ve en az bir insanın sürünerek girebilmesine imkân verecek yüksekliğe ve genişliğe yer altı boşluklarına verilen addır. Gün ışığının girebildiği yer altı boşlukları kovuk olarak adlandırılır. Bazı mağaralar lavların soğuması esnasında içlerinde bulunmakta olan boşluklar sayesinde de meydana gelebilmektedirler. Ancak bu tür mağaralarda zehirli gaz çıkışları olma ihtimali sebebiyle girilmesi çok tehlikeli olabilmektedir. Buz içerisinde oluşan Mağara türleri de vardır. Kalsit, mermer, jips, tuz, dolomit, kumtaşı ve kireçtaşı gibi çözünmeye uygun sülfatlı ve karbonatlı kayaların, yer altı sularının etkisiyle aşındırılması sonucunda oluşan mağara türlerine karstik mağaralar denilmektedir. Bu çeşit mağaralar meydana geliş bakımından en zengin mağaralardır. Mağaraların içerisinde ilgi çekici şekiller görülmektedir. Bu şekiller arasında Sarkıtlar; yer altında bulunan suyun mağara tavanında bulunan materyalleri eriterek aşağıya doğru sarkması sonucu oluşan şekillere denir. Dikitler; Mağara tavanından suyun etkisiyle yere düşen ve yerden yükselerek burada birikmiş olan materyallerin oluşturduğu şekillerdir. Sütunlar ise; dikit ve sarkıtın birleşmesi sonucunda meydana gelen ve yerden tavana kadar uzanmakta olan şekillere verilen isimdir. Mağaralar genellikle yer altı sularının etkilerinden oluşmuş derin oyuklardır. Ülkemizde çok yaygın olmasa da mağara turizmi de yapılmaktadır. Mağaralar bakımından zengin bir yapıya sahip olan ülkemizde tespit edilmiş mağara sayısı 800 dür ancak, ülkemizde yaklaşık 40.000 mağaranın bulunduğu tahmin edilmektedir. Geçmiş yıllarda oluşan özellikle dağlık bölgelerde meydana gelen yer kabuğu değişikliklerinden kaynaklanan kaya girintilerinin genel adıdır. İlk insanların da bu mağaralar da yaşamını sürdürdüğü söylenmektedir.